Turn The Page

4 Nisan 2015

Şuna içten inanıyorum ki; bir domuz otostop çekse, alırım aracıma. Nereye gittiği değil, yolda olmak istemesi önemli çünkü. İnançsızlık yolun sonunda karanlık olduğunda belirir. Yolun sonu aydınlık olduğu sürece devam !

Gittiğiniz yolu sevmiyorsanız, başka bir kaldırım inşa etmeye başlamanın zamanı gelmiş demektir. Yol yapmak gerek. Yeni, keşfedilmemiş, sessizce alabileceğiniz yollar. Her gece başka bir şehirde olmak gençleştiriyor insanı. Yanlış yola girerseniz de korkmayın. En kötü, tanımadığınız birinin evinde geçirirsiniz geceyi. Güzel şeyler kolayca önümüze serilmiyor. Tüm yollar görünmez tehlikelerle dolu olmasa heyecan olur muydu?

Yolda giderken yazı yazamaz, kendinizi anlatamazsınız. İstikrarlı bir şekilde aynı çizgi üzerinde yazmanın, yolda iken ne kadar zor olduğunu hepimiz biliriz. Yoldayken diğer insanlara saygı duymanın öğretilmediği bir sistemde, kendinizi anlatmaya çalışmanıza “yol”un saygı duymasını beklemeyin. İlla yolda roman yazacağım derdine düştüyseniz bi zahmet kenara çekin de anlayabilelim anlattıklarınızı. Diğer türlü yolun tadını çıkarmak zorundasınız. Yolun istediği bu. Yol sorun değil. Yolun gereklerini yerine getirebilmek sorun. Zor bir yolda tırmanırken o yolun size güç verdiğini, aracınızın pistonlarını zor durumlara hazırladığını bilin. Hayat düzlüklerden ibaret değil! Sıradanlığı, kolay yolu kabul etmeyin. Her ay aşağı yukarı 5000 km yol yapan ve bunu sırf yolda olmak için yapan birisi olarak söyleyebilirim ki; yoldaysanız her şey yolunda. Yol açıksa, yola çıkmalı… Hangimiz şu anda arkada çalan Turn The Page eşliğinde “here i am, on the road again” diye bağırmak istemezdi? Başarıya ve başarısızlığa giden yol birbirinden çok da farklı değil. Olay sadece seçimlerden ibaret. Yokuş yukarı bir yol mu, yoksa vitesi boşa alıp kendinize “dur” diyerek ineceğiniz bir yol mu? Yıllarını yollarda harcayıp, hiçbir şey elde edemeyen insanlara inanmayın. Doğru yolda olsalardı, hayatın tadını çıkarmak için başka bir yol aramazlardı. Haritalar genelde “tertemiz” olmuyor. Yollar yalnız mekanlar. Yalnızlığa ve tüm hücrelerinizle düşünmeye hazırsanız çıkın yola. Ne verdiğinize bakmadan, yolda olmak için yaşayın. Everest’e ulaşmak için yol çizgilerini takip etmek ne kadar yanlışsa, faydasız olduğunu bilmenize rağmen yolunuza devam etmek de o kadar yanlış.

Eğer bu yazıyı okurken algıladığınız yol, sadece bir “asfalt yığını” ise yolunda gitmeyen bir şeyler var.

Doğru çizgiler, doğru yolu gösterir!

R.I.P. Paul Walker