Fotoğraf Terimleri Sözlüğü (H-O)

3 Haziran 2015

H

  • Hacim: Nesnelerin üçüncü boyutu, derinlik etkisi.
  • Halelenme: bkz.: halasyon.
  • Halka Flaş (Ring Flash): Objektifin önüne konulan halka biçimli flaş. Makro, portre ve obje çekimlerinde kullanılır.
  • Halasyon (Halation): Film duyarkatında ilerleyen ışığın parlak yüzeyli asetat tabana ya da makinenin arka yüzeyine çarparak yansıması ve yeniden duyarlı katmana dönüp filmi etkilemesi olayıdır. Bunu önlemek için genellikle filmlere yansımayı önleyici bir “anti halo” katman konmaktadır.
  • Halojen (Halogen): Bir grup kimyasal elemente verilen genel ad. Bunlardan brom (Br), klor (Cl), ve iyot (I); gümüş (Ag) ile birleştirilerek ışığa karşı duyarlı malzemenin yapımında kullanılır.
  • Hayalet Çemberler (Circle of Confusion): Görüntü üzerinde ya da çevresindeki ışık kaynaklarının ya da kuvvetli yansımaların doğrudan objektife girmeleri durumunda, görüntü üzerinde oluşmasına neden oldukları ışık halkaları; bu halkalar küçüklerse görüntünün seçikliğini etkilemezler, ancak belirli bir büyüklüğü geçtikten sonra fotoğrafta seçiklik kaybına neden olurlar.
  • Hayalet Görüntü (Ghost): Yoğun ışıktan yansıyan ışıkla oluşan görüntü. Polarize filtre ile önlenebilir.
  • Helyografi: Niepce’nin ışığa duyarlı yüzey üzerinde görüntü elde etmek için kullandığı yöntem.
  • Hız: Bir duyarkatın (filmin ya da algılayıcının) ışığa duyarlılığını ya da belirli bir objektifin maksimum diyafram ayarını belirtmek için kullanılan bir terim.
  • Hızlandırıcı (Accelerator): Geliştirici kimyasal eriyiklerde, etkileşimin hızlandırılması amacıyla kullanılan kimyasal bir katkı maddesi.
  • Hidrokinon (Hydroquinone): Geliştirici banyolarda yüksek kontrast sonuçlar elde etmek için kullanılan bir maddedir. Metolfenidon adlı maddelerle birlikte kullanıldığında ise genel amaçlı ince gren banyoların yapılmasına yarar.
  • Hiperfokal Nokta (Hyperfocal Point): Bir objektif sonsuza odaklandığında, seçik görüntünün fotoğraf makinesine en yakın olduğu noktadır. Objektif hiperfokal noktaya odaklandığında ise makine ile arasındaki uzaklığından yarısından sonsuza kadar seçik bir görüntü elde edilir. Odaklanma sistemi bulunmayan fotoğraf makinelerinde odaklama üretim sırasında bu noktaya yapılır.
  • Hiperfokal Uzaklık (Hyperfocal Distance): Bir fotoğraf makinesi sonsuza odaklandığında seçik görüntü verebilen en yakın nokta ile fotoğraf makinesi arasındaki uzaklıktır.
  • Hipo (Hypo): Saptama banyosunun hazırlanmasında kullanılan soda hiposülfit adlı kristal maddenin kısaltılmış adıdır.
  • Hipo Temizleyici (Hypo Eliminator): Duyarkatta hipo kalıntılarını temizleyen kimyasal bir bileşimdir. Bu formül hem film hem de kâğıtlar için kullanılabilir: Hidrojen peroksit > 100 ml; 0.880 Amonyak > 10 ml ve 1litreye tamamlayacak kadar su. Bu eriyik kullanılmasından hemen önce hazırlanmalıdır. Suda durulanmış olan film ve kâğıtları 10 dakika kadar bu eriyikte tutup bir kez daha bol su ile yıkanmalıdır.
  • Histogram (Ton dağılımı): Bir sayısal görüntünün piksellerinin dağılımını gösteren grafik. Üst düzey fotoğraf makinelerinde fotoğraf çekimi sırasında ekrana getirmek mümkündür. Gölgeli (koyu) tonlar solda, orta tonlar ortada, ışıklı (açık) tonlar ise sağ tarafta yer alır.
  • Holografi (Holography): Fotoğraf makinesi ya da filme gereksinim duymaksızın lazer ışınları ile üç boyutlu olarak görüntünün canlandırılmasını sağlayan karmaşık sistem.
  • Hologram: Doğru ışıklandırma altında, nesnelerin gerçekte olduğu gibi, farklı açılardan görülebildiği üç boyutlu görüntüler.

 

I

  • ICC: Görüntüleme ve baskı ortamlarında kullanılan International Color Consortium (Uluslararası Renk Konsorsiyumu) profili.
  • IR ayarı (IR setting): Hemen hemen tüm fotoğraf makinelerinin odaklama bilezikleri üzerinde kırmızı renkle işaretlenmiş olan bir olup kırmızı ötesi film kullanıldığında odaklama yapılabilmesi için referans noktasını oluşturur. Kimi zaman yalnızca “R” harfi ile de ifade edilebilir.
  • ISO (International Standard Organisation – Uluslararası Standartlar Organizasyonu): Duyarkatın (filmin ya da algılayıcının) ışığa karşı duyarlılığını ya da hızını gösteren standart bir sayılandırma sistemi. ISO sisteminin sayıları artık kullanılmayan ASA sayılarıyla aynıdır. Değer büyüdükçe duyarkatın ışığa karşı duyarlılığı da artar. Örneğin 400 ISO’luk filmin hızı, 200 ISO’luk filmin hızından iki kat fazladır.
  • Işığa Duyarlı Elektriksel Hücre (Photo-Electric Cell): Işıkölçerlerde ve algılayıcılarda kullanılan ve üzerine ışık düştüğünde bundan etkilenen bir hücredir. Üzerine ışık düşmesi durumunda bu hücrelerde küçük bir elektrik akımı oluşur. Düşen ışığın şiddeti arttıkça oluşan elektrik akımının şiddeti de artar.
  • Işık (Light): Elektromanyetik tayfta 3800-7600 Å (380-760 nm) dalga boyuna sahip olan ve görülebilir nitelikte yayılan enerji. Farklı dalga boyları farklı renklerdeki ışığı simgeler. İnsan gözünün algılayamadığı, görünmez bölgedeki ışıklar da vardır.
  • Işık Aynası: Fotoğrafçılıkta ışığı yansıtmak için ışık kaynağının önüne konulan nesne.
  • Işık Gözü (Photocell): Üzerine ışık düştüğünde bunu elektrik erkesine çeviren aygıt, fotosel.
  • Işık Kaynağı (Light Source): Işık yayarak konunun aydınlatılmasında kullanılan araçların genel adı. Örneğin güneş, tungsten lamba, flaş birer ışık kaynağıdır. Ay, ayna ve yansıtıcılar optiksel olarak ışık kaynağı değildir. Işık kaynakları doğal, yapay; akkor (sıcak), soğuk ve noktasal, boyutlu olarak gruplandırılır.
  • Işıkla Boyamak (Painting With Light): Örtücü perdeyi açık tutup ışığı çevrede gezdirerek yapılan işlem.
  • Işıklılık: Bir merceğin geçirebileceği en çok ışık niceliği.
  • Işıkölçer (Pozometre / Exposure Meter): Fotoğraf makinesinde, doğru diyafram açıklığı ve örtücü hızını belirleyebilmek için var olan ışığın miktarını ölçen düzenek. Günümüzde hemen tüm fotoğraf makinelerinin ışıkölçeri bulunmaktadır. Ayrıca el ışıkölçerleri de vardır. Bu aygıtlar kullanıcıya daha fazla seçenek sunar ve daha hassastırlar. Fotoğraf makinelerinin üzerinde bulunan tipte ışıkölçerler gibi konudan yansıyan ışığı ölçen aygıtlara yansımalı ışıkölçer denir. Konu üzerine düşen ışığı ölçen aygıtların kullanımı da bir diğer ölçüm tekniğidir.
  • Işık Siperliği – Parasoley (Lens Hood): Metal ya da plastikten yapılan ve istenmeyen ışıkların objektif yüzeyine düşmesini önleyen, objektifin ucuna takılan parça. bkz.: objektif gölgeliği.
  • Işık Toplayıcı (Condenser): Dağınık ışık demetlerini toplayarak yoğunlaştıran optik sistemdir. Işık toplayıcıları hem aydınlatma kaynaklarında (fresnel cam olarak) hem de agrandisörlerde kullanılırlar.
  • Işık Yumuşatıcı (Diffuser): Işığı yayan ya da yumuşatan her türlü malzemeye verilen genel ad. Işık yumuşatıcısı ışık kaynağına yaklaştıkça yumuşatma etkisi azalır.
  • Işın: Işığın yayılma yollarını ya da dalganın yayılma doğrultusunu gösteren kuramsal çizgilere verilen ad.

 

İ

  • İç Işık: Fotoğraf kağıdına negatif görüntüyü pozlayan, agrandisör aygıtının ışığı. / Video görüntüsünün monitörde oluşmasını sağlayan, ekrandaki piksellerden oluşan ışık.
  • İğne Deliği Fotoğraf Makinesi: Dört tarafı kapalı, içine ışık sızdırmayan, objektif yerine iğne deliği olan fotoğraf makinesi. İğne deliğinden giren ışık kutu içinde deliğin tam karşısında görüntü oluşturur. Görüntünün oluştuğu yere duyarlı malzeme konularak fotoğraf çekilir; pin hole fotoğraf makinesi.
  • İkinci Banyo (Fixation): Saptama banyosu yerine yaygın ve yanlış olarak kullanılan bir terimdir. Aslında kimyasal işlem olarak üçüncü sırada yer almakla birlikte, kendisinden önceki aşamaya “ara banyo” denildiğinden kimilerince “ikinci banyo” olarak adlandırılmaktadır. bkz sabitleme banyosu.
  • İmge: Olay, kişi ya da nesnelerin zihinde beliren görüntüleri. Daha önce algılanan nesne ve olayların zihinde yeniden canlandırılması, algıların zihindeki izleridir.
  • İnce Gren (Fine Grain): Duyarkatı oluşturan gümüş tuzu katmanının çok küçük zerreciklerden oluşmasıdır. Zerreciklerin küçüklüğü filmin ışığa karşı duyarlığını azaltırken film kontrastını artırır.
  • İnce Gren Geliştirici Banyolar (Fine Grain Developers): Filmlerin geliştirilmesi işlemi sırasında zerreciklerin birleşme eğilimlerini kıran bir özelliğe sahip geliştirici banyo türüdür.
  • İndeksli Renk Modu (Indexed Color Mode): Bir görüntünün toplam en fazla 256 renkten oluştuğu renk modu. Renkli bir görüntü indeksli renk moduna dönüştürüldüğünde renkler 256 renk paletinden en yakın olanına dönüştürülür ve böylece bir renk sınırlaması yapılmış olur. Renk kalitesi çok fazla bozulmadan dosya boyutu düşürüldüğünden multimedya ve internette kullanım için elverişli bir renk modudur.
  • İntensifikasyon (Intensification): bkz.: yoğunlaştırma.
  • internegatif (internegative film): bkz.: ara negatif.
  • İri Gren (Course Grain): Duyarkatı oluşturan gümüş tuzu katmanının iri zerreciklerden oluşmasıdır. Zerreciklerin büyüklüğü filmin ışığa karşı duyarlılığını artırırken film kontrastını azaltır.
  • İris Diyafram: Objektifin elemanları arasında yer alan, tek tek yapraklardan oluşan, dairesel olarak açılıp kapanarak objektifin içinden belli miktarda ışığın geçmesini sağlayan sistem.
  • İzokromatik (Isochromatic): Ortokromatik sözcüğünün eşanlamlısı olup kimilerince bu kelime yerine kullanılır.

 

J

  • Jaggies: Düşük çözünürlükte basılmanın sonucu ortaya çıkan kalitesiz görüntü.
  • Jelatin (Gelatin): Fotoğrafçılıkta kullanılmakta olan ışığa karşı duyarlı malzemelerde, gümüş tuzlarını tutmak için kullanılan çok ince ve şeffaf (saydam) katman.
  • jpeg / JPEG (Joint Photographic Experts Group): Sıkıştırılmış sayısal görüntü formatı. Dosya uzantısı “.jpg”dir. Aktarımı kolay ve internette gerçekçi fotoğraflara gerek duyulduğunda kullanılan bir formattır. Baskı için tercih edilmez. Piksel formatına dönüştürülmüş yazı veya logolar gibi vektörel elemanlar için uygun değildir.

 

K

  • K: Kilo (bin) önekinin kısaltması. / Anahtar renk veya siyah, CMYK ayrımındaki dördüncü renk.
  • Kablo Deklanşörü (Cable Release): Uzun süreli pozlamalarda, kısa süreli pozlamanın aksine fotoğraf makinesinin hareketi fotoğrafta fark edilir. Bu sorunu ortadan kaldırmak için makine bir tripod (üçayak) üzerine yerleştirilmeli ya da kablo deklanşörü kullanılmalıdır. Kablo deklanşörünün vidalı ucu vardır ve bu uç deklanşöre sıkıştırılır. Kablo deklanşörüne göre yapılmamış bir makinede muhtemelen (kablolu veya kızılötesi ışınlarla çalışan bir düzenek gibi) başka bir kullanım yöntemi vardır.
  • Kabza: Çeşitli tipteki fotoğraf makinelerini kolay ve rahat tutabilmek için bir vida ile fotoğraf makinesinin altına takılan eklenti. El, omuz ve göğüs kabzaları vardır.
  • Kaçış noktası: Perspektifte birbirine paralel olan çizgilerin, ufuk çizgisinde aynı noktada birleşmesi.
  • Kadmiyum Sülfit (Cadmium Sulphite): Işığa karşı duyarlı elektriksel hücrelerin bir türü olup diğerlerine oranla ışığa karşı duyarlığı daha fazladır.
  • Kadrajlama: Görüntünün bir kısmının bir amaç için kullanılması, kompozisyonu düzeltme veya bir görüntüyü var olan alana veya biçime sığdırma, çerçeveleme. / Bir görüntünün ihtiyaç duyulan alanını kısıtlamak, çerçeveleme.
  • Kalotip: Talbot’un geliştirdiği, yarı saydam durumdaki kâğıt üzerinde fotoğraf negatifleri elde etme yöntemi.
  • Kamera Obskura (Camera Obscura / Karanlık Kutu): Günümüz fotoğraf makinelerinin atasıdır. En basit şekliyle bir duvarında küçük bir delik bulunan karartılmış bir odadır. Bu delikten geçen ışık karşı duvarda, dışarıdaki görüntünün baş aşağı gelmiş biçimini oluşturmaktadır. Bu olaya ilk kez MÖ 4. yüzyılda Aristo tarafından değinilmiş, daha sonra geliştirilerek resim yapımında kullanılmıştır. 16. yy’de bu araçlara ince kenarlı mercekler yerleştirilmiştir. Kamera obskura’ya ışığa karşı duyarlı bir malzeme yerleştirilmesini ilk düşünen kişi 1800’lerde Thomas Wedgwood olmuş, Fransız Niepce bunu gerçekleştirmiş ve ilk fotoğrafı 1826’da çekmeyi başarmıştır.
  • Kanama: Yazdırıldığında sayfanın dışına taşan bir fotoğraf veya çizgi. / Destek materyalinin liflerinin içinde yayılmış mürekkep.
  • Kaplama (Coating): bkz.: objektif kaplaması.
  • Kaplama Alanı: Bir objektifin ortaya çıkardığı görüntünün en net bölgesinin çapı.
  • Karakteristik Eğri (Characteristic Curve): Işığa karşı duyarlı malzemelerin bir anlamda verimlilik grafiğidir. Bu malzemelerin pozlama, yoğunluk, duyarlılık, kontrast gibi konulardaki özelliklerini ortaya koyar.
  • Karanlık Kutu: bkz.: kamera obskura.
  • Karanlık Oda (Dark Room): Filmlerin banyo edilmesi ve kart baskısı yapılması için elverişli bir biçimde düzenlenmiş, karartılmış, gerekli araç ve gereçleri de içeren odadır.
  • Karanlık Oda Işığı (Safe Light): Işığa karşı duyarlı malzemelerle çalışılan karanlık odada bunların ışıktan etkilenerek bozulmalarını önlemek için kullanılan özel ve genellikle kırmızı renkli ışık. Karanlık oda ışığının gerçekten duyarlı malzemeleri etkileyip etkilemediğini saptamak için çalışma yapılan tezgâhtan 1 metre kadar yükseğe yerleştirilmiş lambayı görecek bir noktaya bir fotoğraf kâğıdı bırakmak ve üzerine bir metal para koymak gerekir. Bir süre sonra kâğıt banyo edildiğinde üzerinde paranın izi çıkmamalıdır.
  • Karanlık Torba (Changing Bag): Karanlık odanın yakın olmadığı durumlarda, içinde ışığa karşı duyarlı malzemelerin çeşitli işlemlere tabi tutulabileceği, kalın siyah bezden yapılmış torba.
  • Kararma: Objektif sistemi tarafından oluşturulan görüntünün köşelerindeki renk kaybı. / Bir görüntünün çerçevesi etrafındaki, aydınlatma açısı dar olan ve gerekli açıya sahip olmayan ışık kaynakları nedeniyle gerçekleşen ışık kaybı. / Masaüstü tarayıcıların görüntü keskinliği ve yoğunluğundaki, taranacak alandaki ışık algılayıcılarının alana yetersiz kalmasından kaynaklanan kayıp.
  • Kare (Frame): Film ya da bellek üzerindeki her bir görüntü. Gerçekte dikdörtgenseldir. / Objektiften bakaca aktarılan görüntünün alan sınırı.
  • Karşılıklılık Kuralı (Reciprocity Law): bkz.: pozlama dengesi kuralı.
  • Kart Baskısı (Enlargement): bkz.: büyütme.
  • Kart Derecesi: Fotoğraf kartının kontrastlık derecesidir. 0-1 derece kartlar yumuşak, 2-3 derece kartlar normal, 4 ve üzerindeki kartlar sert kontrastlıdır.
  • Kartuş (Cartridge): Filmin çekilmeden önce ve çekildikten sonra ışık almasını engelleyecek biçimde yapılmış plastik ya da mikadan koruyucu kılıf. Kartuş koruyucu içindeki filmler genellikle minyatür boy fotoğraf makinelerinde kullanılmaktadır.
  • Kaset (Cassette): Belirli uzunluklarda (24 veya 36 poz ya da istenilen uzunlukta sarılmış, 35 mm filmin ışıktan korunmak için içine konduğu, metal ya da plastikten koruyucu kılıflı makara kutu.
  • Katlama (Pushed Process): Filmin hızını ilerletmek ya da kontrastlığını artırmak için filmin normalden daha fazla geliştirme banyosundan etkilenmesi. bkz.: zorlama.
  • Kavrama Gücü (Resolving Power): Gözün, objektiflerin ya da ışığa karşı duyarlı yüzeylerin görüntü üzerindeki ince ayrıntıları algılama gücüdür. Fotoğrafçılıkta sonuçsal görüntü hem objektifin hem de duyarkatın kavrama gücü ile yakından ilgilidir. Kavrama gücü bir anlamda, her milimetre kareye düşen çizgi sayısı ile ifade edilir.
  • Kelvin (K): Fotoğrafta ışığın renk sıcaklığını ölçmekte kullanılan birim. Özellikle renkli negatif ve saydam filmlerin renklerine sadık kalması için çok önemli olan renk sıcaklığı, 2000 K’ den 15000 K’ ye kadar değişebilir. Gün ışığının renk sıcaklığı 5500 K’dir.
  • Kelvinmetre: Renk sıcaklığı ölçme aleti, kolorimetre.
  • Kenar Numaraları: Üretim aşamasında filmin ferforeli kenarına pozlanan, kare numaraları ve filmle ilgili bilgiler. Bunların ton ve keskinliğine bakılarak film banyo işlemi değerlendirilir.
  • Kepenk (Barn Doors): Yapay ışık kaynaklarında maskeleme elemanı olarak ışın demetinin yönünü ve yayılmasını düzenleyen hareketli kapakçıklar.
  • Kerteleme Eğrisi (Gradation / Gradasyon – Gri tonlaması): Bir görüntüde bulunan renk değerlerinin grafik olarak ifadesidir. Fotoğrafta bulunan toplam aydınlık ve karanlık değerleri ile, kendi renk değeri gradsyon eğrileri ile gösterilen kırmızı, yeşil ve mavi (RGB) paylarını yansıtır. Görüntü işlemlerinde, 45° eğilim gösteren bir doğru göründüğünde, renk değerleri değiştirilmemiştir. Bu doğrunun üstünde bulunan kısımlarda renk değerleri arttırılmış, altında bulunan kısımlarda ise düşürülmüştür.
  • Keskinlik (Acutance / Akütans): Görüntü keskinliğinin ölçüsü. Görüntüyü oluşturan yoğunluk bölgelerindeki sınırların eğim açısının darlığı görüntünün kesinlik derecesini belirler. Bu açı büyüdükçe görüntü keskinliği kaybolur. bkz.: görüntü keskinliği ve akütans.
  • Kılavuz Değerler (Guide Numbers): Flaş kullanılarak çekilen fotoğraflarda doğru pozlamanın yapılabilmesi için kullanılan ve her flaşın ayrı ayrı sahip oldukları bir değerdir.
  • Kırmızı Göz Bebeği Etkisi: Flaş ışığıyla çekilen renkli fotoğraflarda insanların göz bebeğinin kırmızı görülmesi. Flaş ışığının makinenin objektifiyle aynı eksende olması durumunda orta çıkar. Çekim anında objektife bakılmazsa ya da flaş uyarıcı küçük şiddette çakmalarla gözü alıştırırsa bu etki yok olur.
  • Kırpma: Bir görüntünün istenmeyen bölümlerinin agrandisörde büyütülüp çerçeve dışına atılması. / Fotoğraf çekme aşamasında makinenin görüş açısının ayarlanarak görüntünün istenilmeyen bölümlerinin çerçeve dışında bırakılması. / Sayısal bir görüntünün bilgisayar ekranında gereksiz kısımlarının dışlanarak yeniden çerçevelenmesi.
  • Kızılötesi (Infrared): Elektromanyetik renk tayfının kırmızı ucunun ötesinde, görülmesi mümkün olmayan dalga boyuna sahip ışık ışınları. Özel olarak bu renge duyarlı kılınmış filmlerle görüntülenebilirler.
  • Kızılötesi (IR – InfraRed): Elektromanyetik renk tayfının kırmızı ucunun ötesinde, gözle görülmesi olanaksız dalga boyuna sahip ışık ışınlarıdır. Özel olarak bu renge duyarlı kılınmış filmlerle görüntülenebilirler.
  • Kızılötesi (IR – InfraRed) Film: Kızılötesi ışığa duyarlı olan film.
  • Kızılötesi (Infrared) Işınlar: Elektromanyetik renk tayfının kırmızı ucunun ötesinde, gözle görülmesi olanaksız dalga boyuna sahip ışık ışınları. Özel olarak hazırlanmış film ya da algılayıcılarla görüntülenebilirler.
  • Kilobayt (Kilobyte): 1 024 (yaklaşık bin) bayttan oluşan bilgisayar, disk alanı veya belge boyutu değeri. Simgesi kb.
  • Kimyasal Sislenme (Chemical Fog): Fotoğraf filmi ya da kâğıtlarının tümü üzerinde oluşan ve görüntü kalitesini olumsuz yönde etkileyen yoğunluktur. Filmin gereğinden fazla geliştirici banyoda tutulması sonucu, ışık görmemiş olan gümüş tuzlarının film üzerine yapışmasından kaynaklanır.
  • Klonlama (Cloning): Görüntünün bir bölümünü başka bir görüntüye ya da aynı görüntünün farklı bir alanına kopyalama işlemi. bkz cloning.
  • Kloro Bromür Kâğıtlar (Chloride-Bromide Papers): Duyarlı katmanlarında gümüş klorür ve gümüş bromür karışımı içeren fotoğraf kâğıtlarıdır. Baskıda sıcak tonlar oluştururlar.
  • Kolodyum: Fotoğraf camı yapımında ve cerrahlıkta kullanılan, alkolle eter karışımı içinde sıvı durumuna getirilmiş nitroselüloz.
  • Kompakt Fotoğraf Makinesi (Compact Camera): Kolay taşınabilir boyutlarda, lensi değiştirilemeyen ve hazır çekim modlarına sahip fotoğraf makinelerine verilen ad. bkz.: şipşak.
  • Kompoze Etmek (Compositing): İki ya da daha çok görüntüyü birleştirme işlemi. bkz.: compositing. bkz.: kompozisyon.
  • Kompozisyon (Compositing): Görsel öğelerin düzenlenmesi sonucunda fotoğrafta ortaya çıkan görsel nitelik. / İki ya da daha çok görüntüyü birleştirme işlemi. bkz.: kompoze etme.
  • Kompresyon: bkz.: sıkıştırma.
  • Kondansatör (Conderser): bkz.: ışık toplayıcı.
  • Kontak Baskı (Contact Print): Görüntülerin özellikle siyah-beyaz fotoğrafların, büyütülmeden önce seçebilmek için negatifle aynı boyda üretilen küçük baskıları.
  • Kontak Baskı Kağıdı (Contact Paper): Yalnızca kontak baskı yapılmasında kullanılan, duyarkatları ışığa karşı daha az duyarlı olan genellikle gümüş klorür kâğıtlarıdır.
  • Kontak Baskı Şasesi (Contact Printer): Kontak baskı yapılırken kullanılan araçtır. Film şeritlerinin ve kağıdın birbirine yapışık durmasını sağlayacak biçimde yapılmıştır. Filmleri ve kağıdı yapıştıran üst parça camdan yapılmıştır. Kontak baskı şaselerinin en basiti uygun boyutlarda kesilmiş bir cam parçasıdır. Çok daha geliştirilmiş modelleri vardır.
  • Kontrast (Contrast): En açıktan en koyu tona geçinceye kadar bir film ya da fotoğraf kağıdında ara gri tonlarının varlığı ya da yokluğudur. Kontrastı etkileyen öğeler ise konunun aydınlatılma oranı, objektifin özellikleri, duyarlı malzemelerin özellikleri, banyo edilme oranı, kullanılmakta olan agrandisörün özellikleri, kullanılan kontrast özelliği ve yüzey dokusudur. bkz.: zıtlık.
  • Konu: Fotoğrafı oluşturan nesne, insan, manzara ya da durum, olay.
  • Konverter (Converter): Objektifle fotoğraf makinesi arasına takılan ve objektifin odak uzunluğunun artırılması amacıyla kullanılan araçtır. Bu araçlar odak uzunluğunu üzerlerinde yazılı değerlere göre iki ya da üç misli gibi değerlere yükseltirler. Bu arada görüntü kalitesinde kayba da neden olurlar.
  • Kopya Film: Pozitif film.
  • Kostinski Etkisi (Kostinsky Effect): Geliştirme banyosu sırasında yeterli çalkalama (ajitasyon) yapılmamasından kaynaklanan ve görüntüde parlak ve karanlık bölgelerin birbirlerine tecavüz etmesi ile sonuçlanan hatadır. Çalkalama bu hatanın oluşmasını önler.
  • Körük (Bellows): Objektif ile fotoğraf makinesinin gövdesi arasında bulunan genellikle ray üzerine yerleştirilmiş, esnek yapısı olan bir malzemedir. Raylar körüğün objektif ile gövde arasındaki mesafeyi değiştirmek amacıyla ayarlanmasını sağlar. Bu makro fotoğraf çekimini ve yakını odaklamayı mümkün kılar. Esnek körükler büyük formatlı makinelerde perspektif değişimini sağlamak amacıyla, film yüzeyinde objektifin eğimini mümkün kılar.
  • Kromatik Görüntü Bozulması / Kromatik Sapma (Chromatic Aberration): Beyaz ışıkla aydınlatılmış konuda, renkli kenarlar şeklinde ortaya çıkan bir görüntü kusurudur. Merceklerin aynı konu üzerindeki farklı dalga boylarına sahip renklerden yansıyan ışıkları aynı noktada odaklayamamasından doğan görüntü bozulmasıdır.
  • Kromojenik: Banyo işlemi sırasında renkli boyalar oluşturan fotoğraf filmleri ya da kartları.
  • Kumlanma: Sayısal olarak kaydedilen fotoğraflarda, geleneksel filmlerdeki kumlanmaya benzeyen kirlilik. Görüntü algılayıcı yüksek ışık duyarlığına göre ayarlandığında fazla kumlanma oluşur. Bilinçli olarak kullanıldığında bir tasarım aracıdır.
  • Kurmaca: Olmadığı halde varmış gibi tasarlanmış, kurgulanmış görüntü.
  • Kuru Yapıştırma: Fotoğrafla karton fon arasına özel bir tabaka yerleştirip sıcaklık etkisiyle fotoğrafı yapıştırma işlemi.
  • Kutu Fotoğraf Makinesi (Box Camera): George Eastman tarafından 1888’de tanıtılan en basit fotoğraf makinesidir. Çok basit ve tek elemanlı bir objektif, ışık geçirmez bir kutu ve arka tarafına film takılmasına olanak veren bir kızaktan ibarettir. Örtücü hızı ve diyafram değerleri sabit olup 1/25 saniye ve f/11’dir. Objektif çok yakın cisimler dışında her şeyi net çekebilecek biçimde seçilmiş ayarlanmış olduğundan ayrıca bir de odaklama sistemi eklenmemiştir.
  • Kuvvetlendirici (Replenisher): Kullanılarak özelliklerini yitiren geliştirici banyolara eklenerek güçlerini kazanmalarını sağlayan katkı maddesidir.
  • Kuvvetlendirme (Replenishment): Kullanılarak özelliklerini yitiren geliştirici banyolara katkı maddesi ekleyerek özelliklerini kaybetmesini önleme işlemidir.
  • Küçük Boy Fotoğraf Makineleri (Miniature Camera): Genellikle 35 mm film formatında fotoğraf makinelerinin genel adı.
  • Küresel Görüntü Bozulması (Spherical Aberration): Görüntü keskinliğinde kayba neden olan optik hatadır. Bu hatadan yararlanılarak yumuşak odaklı objektifler yapılmaktadır.
  • Küvet: İçine gerekli kimyasal eriyik konularak fotoğraf kağıdı banyosu için kullanılan bakalit kap.
  • Küvette Geliştirme İşlemi (Dish Development): Işığa karşı duyarlı malzemelerin ve çoğunlukla tabaka film ve fotoğraf kâğıtlarının, içinde geliştirici banyo bulunan küvetlere tümüyle bastırılarak banyo edilmesi işlemidir.

 

L

  • Labirent (Light Trop): Karanlık oda girişlerinde insanların içeriye kolaylıkla girmelerini sağlayan ve fakat içeriye ışık girmesini engelleyen kapı biçimidir.
  • LCD (Liquid Crystal Display): Sıvı kristal ekran. Sayısal fotoğraf makinelerinde fotoğrafları, çekim öncesi görüntüyü ve menü seçenekleri, makine ayarları gibi bilgileri görmek için kullanılan renkli ekran.
  • Lens: bkz.: objektif.
  • lpi / LPI (Line Per Inch): Sayısal görüntü çözünürlük ölçüsü. Bir inçlik çizgi üzerine düşen noktacık sayısı.
  • Light: bkz.: ışık.

 

M

  • M Bağlantısı (M Sochet): Magnezyumlu flaşların örtücü ile eşzamanlı patlamasını sağlayan bağlantı noktasıdır.
  • Macenta (Magenta): Kırmızı ve mavi ışığın birleşmesinden oluşan mavimsi kırmızı renk. Yeşil rengin tamamlayıcı rengidir.
  • Magnezyum Flaş (Magnesium Flash): Magnezyum elektrik akımına uğradığında yanan ve parlak bir ışık saçan bir metaldir. Onun bu özelliğinden yararlanılarak toz halinde magnezyum ya da bir tel yumağı biçimindeki magnezyum, potasyum klorat ve manganez dioksit alaşımından yararlanılarak yapılan tek kullanımlık flaş ampulleridir.
  • Makine: Fotoğraf makinesine verilen kısa ad.
  • Makine Hareketleri (Camera Movements): Büyük boy fotoğraf makinelerinde film düzleminin ya da objektifin normal durumlarından farklı durum almalarını sağlayan hareketlerdir. Bu hareketlerle örneğin alan derinliğini artırmak, bozuk perspektifi düzeltmek ya da istenilen biçimde bozmak mümkündür.
  • Makro (Macro): Kaydedilen görüntünün aslından daha büyük olduğu çekimler için kullanılan bir terim.
  • Makro Fotoğraf (Macro Photography): Fotoğrafı çekilen cisimden mikroskop kullanmadan, daha büyük boyutlu görüntü elde edilmesini sağlayan fotoğraf çekim tekniği.
  • Maske: Görüntü oluşturucu ışığın yolunu kesmek için agrandisörün objektifi ve baskı kartı arasına tutulan herhangi bir ışık geçirmeyen malzeme. Agrandisörde aynı baskı kartına farklı negatifler yansıtılırken birbirinin içine geçme olmaz ve karışıklık önlenir.
  • Maskeleme (Dodging, Burning in): Fotoğraf baskısı sırasında görüntünün belirli bölgelerinin ışıklanmasını önleyerek tonların istenilen biçimde elde edilmesini sağlayan yöntemdir. İki farklı şekilde uygulanabilir: İlki, belirli küçük bir alanın ışığını engelleyerek daha açık tonda çıkmasını sağlamak (dodging); ikincisi ise fotoğrafın genelinin ışığını engelleyerek belli bir noktanın ışık alma süresini artırmak (burning in).
  • Master (Ana): Bir fotoğraf, dosya veya kaydın eşsiz, ilk ve orijinali; kopyaların çıkarılabileceği kaynak. / Bir fotoğrafın, dosyanın veya kaydın ilk kopyasını yapmak.
  • Mat: Işığı dağılmış bir şekilde yansıtan yüzey. / Fotoğraf makinesi objektifinin önüne yerleştirilen, aksesuarları tutmada kullanılan, kutu şeklindeki aygıt. / Baskıları göstermek için yapılmış pencere biçimli pano. / Görüntünün bir bölümünün kapatılmasını, bu sayede diğer görüntünün daha güzel görünmesini sağlayan maske.
  • Matriks: CCD algılayıcıların 2 boyutlu düz sıralanışı.
  • Matriks (alan) Ölçümleme: Bazı gelişmiş SLR (tek objektifli yansıtmalı) analog ve sayısal veya tek objektifli aynasız sayısal fotoğraf makinelerinde bulunan ve vizördeki (bakaç’taki) alanı bölümlere ayırıp poz değerini ağırlıklı ortalama yöntemiyle hesaplayan sistemdir.
  • Megabayt (Megabyte): (1 024 x 1 024=) 1 048 576 (yaklaşık 1 milyon) bayttan oluşan bilgisayar, disk alanı veya belge boyutu değeri. Simgesi Mb.
  • Megapiksel (Megapixel): Bir milyon piksel değerindeki görüntü çözünürlük ölçüsü. Sayısal fotoğraf makinelerindeki algılayıcıların çözünürlüğünü, özellikle kulağı milyon kavramına alışık olmayan toplumlara yönelik olarak belirtmekte kullanılır. Görüntünün çözünürlüğü ne kadar yüksek olursa piksel sayısı ve dolayısıyla görüntü kalitesi de o oranda artar. 1 megapiksel çözünürlükteki bir görüntü dosyası gerçeğe çok yakın görüntüyü sağlayan 15 cm x 20 cm’lik bir fotoğraf baskısı sağlayabilir. Bu baskı boyutu 2 megapiksel’de 20 cm x 30 cm ve 3 megapiksel dosya boyutunda ise 28 cm x 36 cm’dir.
  • Memory Stick: Bellek çubuğu. Sony firmasının ürünlerine uyması için tasarlanmış ve çoğunlukla Sony markalı sayısal fotoğraf makinelerinde kullanılan bir bellek kartı türü.
  • Mercek (Lens): Üzerine düşen ışın demetini kırma özelliği olan, en az bir yüzü küresel optik gereç. Iraksak veya yakınsak düzenlenebilir.
  • Merkez Ağırlıklı Işık Ölçümü: Fotoğrafı çekilen konunun ortasındaki ton değerine göre ölçüm yapan, yansıtmalı makinelerde kullanılan standart yöntem ışık ölçümü.
  • Metol: Geliştiricili banyolarda kullanılan bir maddedir. Hidrokinon ile birlikte kullanıldığında çok amaçlı, ince gren, film ve kart banyolarının yapımında kullanılır. Temas halinde deride tahriş yapabilir.
  • Microdrive: Sayısal fotoğraf makinelerinin CF Kart II yuvasına yerleşebilen küçük boyutta bir ana bellek türü. Sallanma ve düşmelere karşı çok duyarlıdır. Fiyatı ucuz, başarımı yüksektir.
  • Mikrofotoğraf (Microphotography): Boyutları çok küçük olan fotoğraf çalışmalarıdır. Belgelerin, kitapların ve benzerlerinin arşivlenmesinde kullanılır. Özel olarak geliştirilmiş mikrofilm okuyucuları ile değerlendirilebilir.
  • Minyatür Boy Fotoğraf Makineleri (Miniature Camera): 35 mm’den daha küçük boyutlarda film kullanan ya da bu formatta sayısal fotoğraf makinelerinin genel adı.
  • Mired (Micro Reciprocal Degress): Renk sıcaklığını ölçen bir ölçek. Bir ışık kaynağının mired değeri, 1 milyon sayısının ışık kaynağının renk sıcaklığına bölünmesiyle hesaplanır.
  • Monokromatik (Monochromatic): Siyah, beyaz ve griden yapılmış bir fotoğraf veya görüntü. / Belirli ve bir tek dalga boyuna sahip ışık ışınlarına verilen ad. bkz.: tek renk.
  • Monopod: bkz.: tekayak.
  • Montaj (Montage): bkz.: bindirme.
  • Morötesi (Ultra Violet): Renk tayfının gözle görülemeyen bölgesinde yer alan fakat filmlerin duyarlı olduğu dalga boyu aralığı. Bir UV filtre kullanılarak olumsuz etkilerinin giderilmesi mümkündür.
  • Motoskop: İç yüzüne birbiri ardınca dizilmiş, çizilmiş resim ya da fotoğrafların yer aldığı silindirik kutu ki döndürülünce resimler hareketliymiş gibi algılanır. Sinemanın ilkeli.
  • MQ Geliştirici Banyolar (MQ Developers): Metol ve hidrokinon içeren geliştirici banyoların genel adıdır.
  • MTF (Modular Transfer Formula) Grafiği: Bir objektifin optik performans potansiyelinin ölçüsüdür. Objektiflerin çözünürlük ve kontast değerlerini gösterir. Grafikteki x ekseni (yatay eksen) görüntünün merkezden kenarlara doğru olan uzaklığını; y ekseni (düşey eksen) ise objektifin ışık geçirgenliğini gösterir. Bu eksendeki en üst değer 1.0’dir. Bu değer %100 ışık geçirgenliğini ifade eder. Cam, hiçbir zaman %100 saydam olmadığı için buradaki %’de geçirgenlik değeri de hiçbir zaman 1.0 ol(a)maz.
  • Mutlak Sıcaklık (Absolute Temperature): Tüm molekül yapılarının hareketliliklerini yitirdikleri sıcaklık. Genellikle “mutlak sıfır” da denir (-273 ºC). Fotoğrafçılıkta renk sıcaklığının ölçümlerinde kelvin (K) ölçeğinin başlangıç noktasıdır.
  • Mutlak Sıfır (Absolute Zero): bkz.: mutlak sıcaklık.

 

N

  • ND Filtre (ND Filter): bkz.: doğal yoğunluk filtresi.
  • NEF (Nikon Electronic Format): Nikon’un sayısal fotoğraf makinelerinde kullandığı bir RAW kayıt formatı biçimi.
  • Negatif (Negative): Film duyarkatı üzerinde çekim ve geliştirme işlemlerinden sonra oluşan ve fakat orijinal renklerin veya gri tonlarının tersine sıralanmış karşı tonların görüntüsü; “ters görüntü”. Bir siyah-beyaz negatifte koyu olarak görünen bölgeler konunun parlak bölgelerine, açık olarak görünen kısımlar ise konunun gölgeli bölgelerine karşılık gelir.
  • Negatif Taşıyıcı (Negative Carrier): Agrandisörlerde filmlerin takıldığı yerin adı.
  • Nemlendirici (Wetting Agent): Suyun yüzey gerilimini yok ederek film üzerinde su birikintisi ve bunların neden olduğu lekeleri önleyen kimyasal maddedir.
  • Nesnellik: Gerçekliği olduğu gibi, kişisel görüş ve yargılardan bağımsız olarak, herkesin gözlemine açık bir biçimde ele alma.
  • Nesnel Zaman: Nicelik olarak ölçülebilir zaman; saat zamanı.
  • Nesnesine Bağlı Olmayan Gölge: Bir nesnenin başka bir nesne ya da yüzey üzerinde oluşan gölgesi, nesnesinden bağımsız gölge. bkz.: atılan gölge.
  • Net: Flu olmayan, seçik görüntü.
  • Net Alan Derinliği – NAD / (Depth of Field – DOF): Üzerinde odaklama yapılan cismin önünde ve arkasında oluşan net/seçik alandır. Bu alan cismin önünde 1/3, arkasında ise 2/3 oranında oluşur. Alan derinliğinin darlığını veya genişliğini etkileyen üç öğe, objektifin odak uzunluğu, kullanılan diyaframın açıklığı ve cismin fotoğraf makinesine olan uzaklığıdır. bkz.: diyafram açıklığı ve odak uzunluğu.
  • Netleme (Focusing): bkz.: odaklama.
  • Netlik: Bir fotoğraf filmi veya baskının keskinlik derecesi.
  • Nitrat Taşıyıcı Taban (Nitrate Base): Asetat film tabanları geliştirilmeden önce kullanılmakta olan ve yanıcı özelliğe sahip film taşıyıcı tabanı.
  • Noise: bkz.: kumlanma.
  • Nokta Işıkölçer (Spotmeter): Konu üzerinde çok küçük bölgelerin bile doğru ışık ölümünün yapılmasını sağlayan ve konuya çok küçük bir görüş açısından bakan ışıkölçer türü.
  • Nokta (Spot) Ölçüm: Bazen matriks veya merkez ağırlıklı poz ölçümü yapmak oldukça zordur veya doğru pozlandırma yapmak istenen alan oldukça küçüktür. Nokta ölçüm sistemine sahip fotoğraf makineleri noktasal ölçüm yaparlar ve doğru poz ölçümü sağlanır.
  • Noktalama: Küçük koyu ya da açık renk noktaları olan negatif ya da baskıları rötuşlama yöntemi. Bu işlem için boya, pigment, mürekkep ya da kurşunkalem kullanılır.
  • Normal Objektif (Normal Lens): Normal, sağlıklı bir gözün algıladığı biçimde algılanabilen görüntü oluşturan objektiftir. Herhangi bir fotoğraf makinesinin kullanmakta olduğu film formatının köşegen uzunluğuna eşit odak uzaklığına sahip objektifler normal objektif olarak tanımlanır.
  • Normal Odak Uzaklığı: İnsan gözünün algıladığı biçimde konuyu görüntüleyen objektif odak uzaklığı.
  • Notan Aydınlatma: Aydınlık-karanlık zıtlığının öneminin azaldığı aydınlatma yaklaşımıdır. Düz aydınlatma da denir. Düz aydınlatmanın amacı sadece nesnelerin görüntü boyutu içinde, ayrıntılı olarak görünebilmesini sağlamaktır. Bu aydınlatmada hiçbir estetik kaygı yoktur. Düz aydınlatmada geri ışık çok az kullanılır ya da hiç kullanılmaz. Bu nedenle cisimler iki boyutlu olarak görünür. Kontrastlık yoktur. bkz.: düz aydınlatma.
  • Nü: Çıplak anlamına gelen, Fransızca, ‘nu‘ kelimesinden kaynaklanır. İnsan bedeninin çıplak olarak resmedildiği eserlere verilen isimdir.

O

  • Obje: İnsan bilincinin dışında var olan gerçeklik.
  • Objektif (Lens): Fotoğraf makinesi, mikroskop, dürbün gibi optik aletlerde cisim(ler)den gelen ışınları alıp duyarkata (film ya da algılayıcı yüzeyine) aktaran yakınsak mercek veya mercek sistemi. Genellikle birden fazla yakınsak mercekten oluşan ve temel işlevi duyarkat düzlemi üzerine seçik görüntü düşürmek olan bir ya da daha fazla ıraksak mercek içerse de toplam olarak yakınsak özellikli mercek sistemidir. Normal objektif, bakaçtan (vizör) bakıldığında oluşturduğu görüntü insan gözünün gördüğü görüntüye eşdeğer algı yaratan objektiftir. Geniş açı objektif, normal objektife göre daha fazla görüntü alanı oluşturan objektiftir. Dar açı objektif, Normal objektiflere göre daha az görüntü alanı oluşturan objektiftir. Zoom objektif, değişik açıların ayarlanarak elde edildiği objektiflerdir. Birden fazla objektifin görevini tek objektifin görmesi nedeniyle kullanım kolaylığı ve fiyat avantajı sağlar. Ancak çok mercekli sisteme sahip olmaları nedeniyle görüntü kalitesi daha düşüktür ve yavaştır. Tek objektif, ölçüsü ne olursa olsun, bir objektifin tek görüş açısına sahip olması durumudur. Bu objektifler, zoom objektiflere göre daha kaliteli sonuçlar verirler ve hızlıdırlar. Ayrıca bu objektiflerin diyafram açıklıkları daha fazladır.
  • Objektif Gölgeliği (Parasoley): Objektife istenmeyen ışıkların girmesini engelleyen, ışık geçirmez malzemeden yapılmış, objektifin önüne takılan silindirik ya da yaprak biçimli parça. bkz.: ışık siperliği.
  • Objektif Kapağı (Lens Cap): Objektifi korumak için önüne konulan plastik veya kauçuktan üretilmiş kapak.
  • Objektif Kaplaması (Lens Coating): Objektiflerde çeşitli nedenlerle oluşan yansımaları gideren ve merceklerin yüzeylerine çok ince tabakalar halinde yapılan magnezyum florür kaplaması.
  • Objektif Kavrama Gücü (Lens Covering Power): Herhangi bir objektifin kullanılır niteliklere sahip olacak biçimde üretebildiği en geniş alandır. Bu alanın dışındaki görüntüde çeşitli bozukluklar söz konusudur.
  • Objektiften Işık Ölçer (Through The Lens – TTL): Yeni kuşak fotoğraf makinelerinde, objektiften girerek görüntüyü oluşturan ışıktan ölçüm yapan ışıkölçer. Bu sisteme TTL denmektedir.
  • Obtüratör (Shutter): Sayısal veya analog her fotoğraf makinesinin içinde veya objektifinde bulunan ve objektif içinden geçen ışınları kesmeye yarayan düzenektir. Geleneksel fotoğraf makinelerinde kumaş veya hafif metallerden oluşan ve odak düzlemindeki bir perde ve onu kapatmaya yarayan bir mekanizmadan oluşur. bkz örtücü. bkz enstantane.
  • Odak (Focus): Optik bir sistemde odak düzlemindeki görüntünün keskin bir şekilde görünmesini sağlamak. / Arka ana odak noktası. / Bakacın dikkatinin sabitlendiği veya kompozisyondaki elementlerin görsel bir noktaya yönelmesi olan nokta veya alan.
  • Odak Derinliği (Depth of Focus): Objektifin yeniden odaklamasına gerek kalmaksızın duyarkat düzleminin hareket ettirilmesi durumunda yine de seçik görüntü alınmasını sağlayan optik olay.
  • Odak Düzlemi (Focal Plane): Objektiflerin optik eksenine dik olan ve odak noktasından geçen varsayımsal düzlem. Seçik görüntü alınabilmesi için film ya da algılayıcı, fotoğraf makinelerinde bu düzlem üzerine yerleştirilir.
  • Odak Düzlemi Örtücüsü (Focal Plane Shutter): bkz.: perde örtücü.
  • Odaklama (Focusing): Fotoğrafı çekilecek olan cismin seçik (net) bir görüntüsünün eldesi için odak noktasının odak düzlemi (duyarkat) üzerine düşmesini sağlama işlemi.
  • Odak Noktası (Focal Point): Objektifin optik ekseni üzerinde, belli bir konudan gelen paralel ışın demetinin toplandığı (odaklandığı) nokta.
  • Odak Uzaklığı / Odak Uzunluğu (Focal Length): Herhangi bir objektif sonsuza odaklandığında, görüntüyü düşürdüğü odak noktası ile objektifin optik merkezi arasındaki uzunluktur.
  • Odaklama (Focusing): Fotoğrafı çekilecek olan cismin seçik (net) bir görüntüsünün elde edilmesi için, odak noktasının odak düzlemi (film ya da algılayıcı düzlemi) üzerine düşmesini sağlama işlemidir.
  • Odaklama Camı (Focusing Screen): Fotoğraf makinelerinde fotoğrafı çekilecek cismin görülebilmesin ve odaklanmasını sağlayan, genellikle beyaz renkli buzlu cam.
  • Optik Bakış: Bir konuya çıplak gözle değil, optik aracılığıyla (örneğin fotoğraf makinesinin objektifinden) bakmak.
  • Optik Büyütme (Optik Zoom): Dijital fotoğraf makinesinin merceği ile yaklaşma oranını gösterir. 3x optik zooma sahip bir sayısal fotoğraf makinesi –dijital özelliklerini hiç kullanmaksızın– sadece merceği ile görüntüyü üç kat büyütebilir.
  • Optik Eksen (Optical Axis): Objektif sisteminin tam merkezinden geçen varsayımsal çizgi. Bu çizgi boyunca hareket eden bir ışık ışınının hiçbir kırılmaya uğramaması gerekir.
  • Optik Kaydırma (Zoom/Zum): Fotoğraf makinesinin değişir odaklı objektifinin yakından uzağa veya uzaktan yakına doğru odaklanmasıyla elde edilen sonuç; zoom.
  • Optik Yakınlaştırma: Mercekler aracılığıyla yakınlaştırma işlevi. Hareket ettirilebilen mercek kümeleri kaydırılarak, objektifin odak uzaklığı değiştirilir. Böylece geniş açı ile dar açı arasında odak uzaklıkları elde edilir.
  • Oran: İki ya da daha fazla benzer şey arasındaki büyüklük, miktar ve derece ilişkisi.
  • Orta Boy Fotoğraf Makinesi (Medium Format Cameras): 4.5 cmx6 cm; 6 cmx6 cm; 6 cmx7 cm; 4 cmx9 cm boyutlarındaki tabaka ya da rol film kullanılan analog ya da bu formatta üretilmiş sayısal fotoğraf makinelerinin genel adı. bkz.: orta format.
  • Orta Format (Medium Format): Geniş formatta olduğu gibi, 35mm formatına göre daha kaliteli sonuçlar veren ve genellikle 4.5 cmx6 cm, 6 cmx6 cm, 6 cmx7 cm ve 4 cmx9 cm boyutlarındaki filmler ve bunları kullanan analog ya da bu formatta üretilmiş sayısal fotoğraf makineleri için kullanılan terim.
  • Ortokromatik (Orthochromatic): Mavi ve yeşil renklere duyarlı olmakla birlikte, kırmızı renge karşı duyarsız olan film (duyarkat) türü.
  • OTF (Off The Film Metering): Yansıtmalı fotoğraf makinelerinde ışık ölçümünü film düzlemi üzerinden yapan sistem.
  • Otomatik Netleme: Netlik ayarını otomatik olarak (kendiliğinden) yapan objektif sistemi, auto focus – AF. Hedeflenen konu ile olan uzaklık, ultrases (ses üstü) veya infrared/enfraruj (kızılötesi) sinyalleri aracılığıyla ölçülür. Sayısal fotoğraf makinelerinde bulunan algılayıcıların kontrast (zıtlık) ölçüm sistemleri de üçüncü bir ölçüm yoludur. Netlenecek konu fotoğrafçı tarafından ekranın belirli alanına getirildikten sonra objenin bulunduğu mesafe deklanşöre yarım basmak suretiyle netlenir.
  • Otofokus (Autofocus): bkz.: otomatik netleme.
  • Otomatik Odaklama (Autofocus): Genellikle agrandisörlerde, büyütme oranına paralel olarak agrandisör kafasının yükselmesinden etkilenmeksizin odaklama işlemini kendi kendine yapabilen sistem.
  • Otomatik Pozlama: Denetimi fotoğraf makinesinin içindeki ışığa duyarlı fotoelektrik hücreleriyle, fotoğrafı çekilecek olan konunun ışığının ölçülerek pozlamaya uygun diyafram ve örtücü değerinin otomatik olarak ayarlanması.
  • 35 mm fotoğraf filmi: Genel olarak 24 mmx36 mm’lik bir görüntü alanı içeren ve kenarlarıyla 35 mm’lik genişliğe ulaşan perforeli film.
  • 35 mm’lik fotoğraf makinesi: 35 mm’lik (görüntü alanı 24 mmx36 mm) filmlerle çalışan ya da bu boyutta algılayıcıya sahip fotoğraf makinesi.
  • Oynar Baş (Ball Head): Tripod (üç ayak) ya da monopod’da (tek ayak) oynar baş olmadığı takdirde fotoğraf makinesi ile yalnızca yatay bir konumda fotoğraf çekimi gerçekleştirilebilir. Oynar başın ayağa eklenmesi, sıkıştırılan vidaların yardımıyla makinenin neredeyse her yöne çevrilmesini mümkün kılar. Oynar başın bir dezavantajı, fotoğraf karesinin tüm yönlerinin aynı anda kontrol edilmesi gerekliliğinden dolayı, doğru pozisyonu bulmanın daha zor olmasıdır.
  • Ozalit (Fr ozalid): Özgün çizim, harita, plan gibi şeylerin fotoğraf tekniğiyle çoğaltılması yöntemi. / Yüzeyi ışığa karşı duyarlı bir madde ile kaplı kâğıt üzerine, kalıptan çekilmiş resim kopyası. / Matbaacılıkta, montajda yapılan hataları görmek için baskıya geçmeden önce yapılan prova.